İnsan vücudu, her saniye dışarıdan gelen virüsler, bakteriler, mantarlar ve toksinlerle sessiz bir savaş içerisindedir. Bu savaşın görünmez kahramanı ise “Bağışıklık Sistemi“dir. Kusursuz işleyen bir bağışıklık sistemi, enfeksiyonları vücuda girdiği anda fark eder ve hastalanmadan önce tehlikeyi bertaraf eder. Ancak modern yaşamın getirdiği stres, yanlış beslenme, hareketsizlik ve uykusuzluk gibi faktörler bu kalkanı zayıflatabilir. Sık sık grip oluyor, sabahları yorgun uyanıyor veya enfeksiyonları ağır atlatıyorsanız, vücudunuzun savunma hattı destek istiyor demektir. Peki, takviyelere ve ilaçlara sarılmadan bağışıklık sistemimizi doğal yollarla nasıl güçlendirebiliriz?
Bağışıklık sisteminin en büyük yakıtı, doğru ve dengeli beslenmedir. Vücuttaki serbest radikallerle savaşan “antioksidanlar”, hücre hasarını önleyerek bağışıklığı doğrudan destekler.
Tabağınızı renklendirmek bu işin ilk kuralıdır. C vitamini açısından zengin turunçgiller, kivi ve yeşil biber; E vitamini kaynağı olan badem, ceviz ve ıspanak sofradan eksik edilmemelidir. Özellikle “çinko”, bağışıklık hücrelerinin gelişimi ve işlevleri için kritik öneme sahiptir. Kırmızı et, kabak çekirdeği ve baklagiller çinko açısından zengindir. Ayrıca zencefil, zerdeçal ve sarımsak gibi doğal antibiyotik etkiye sahip baharatlar, vücuttaki inflamasyonu (iltihabı) azaltarak savunma sistemini rahatlatır. İşlenmiş gıdalar ve aşırı şeker tüketimi ise beyaz kan hücrelerinin virüslerle savaşma yeteneğini saatlerce bloke edebilir; bu nedenle rafine şekerden uzak durulmalıdır.
Tıbbi araştırmalar, bağışıklık sistemimizin yaklaşık %70’inin bağırsaklarımızda yer aldığını göstermektedir. Bağırsaklarımızda yaşayan trilyonlarca yararlı bakteri (mikrobiyom), hastalık yapıcı mikroorganizmaların çoğalmasını engeller ve bağışıklık yanıtını düzenler.
Eğer bağırsak floranız bozulursa, bağışıklığınız da çöker. Bu florayı korumanın ve geliştirmenin en etkili yolu “Probiyotik” ve “Prebiyotik” açısından zengin beslenmektir. Ev yapımı yoğurt, kefir, ev turşusu ve tarhana gibi fermente gıdalar probiyotik (yararlı bakteri) deposudur. Bu bakterilerin besini olan prebiyotikler ise pırasa, kuşkonmaz, muz ve yulaf gibi lifli gıdalarda bulunur. Gereksiz antibiyotik kullanımı, bağırsaktaki iyi bakterileri de öldüreceği için bağışıklık sistemine yapılan en büyük sabotajlardan biridir.
Beslenmeniz ne kadar kusursuz olursa olsun, yaşam tarzınız hatalıysa bağışıklığınız tam kapasite çalışamaz.
Bağışıklık sistemini güçlendirmek, birkaç günlük bir kürle değil, bir yaşam tarzı değişikliğiyle mümkündür. Bedeninize iyi bakın, onu doğru besinlerle destekleyin ve dinlenmesi için ona zaman tanıyın.
Yılda 4-5 kereden fazla şiddetli soğuk algınlığı geçirmek, yaraların geç iyileşmesi, sürekli yorgunluk hissi, sık tekrarlayan uçuklar ve sindirim sorunları (sık ishal/kabızlık) bağışıklığın zayıfladığına işaret edebilir.
Hayır. Vitamin takviyeleri sadece vücutta bir eksiklik varsa (kan tahlili ile kanıtlanmışsa) işe yarar. Sağlıklı ve dengeli beslenen bir bireyin rastgele multivitamin kullanmasına gerek yoktur.
Düzenli ve orta tempolu egzersiz (haftada 3-4 gün, 40 dakika yürüyüş gibi) bağışıklık hücrelerinin kan dolaşımını hızlandırarak vücudu korur. Ancak aşırı efor gerektiren ağır antrenmanlar geçici olarak bağışıklığı düşürebilir.
Soğuk duş, kan dolaşımını hızlandırır ve vücudun stres toleransını artırarak dolaylı yoldan bağışıklığı destekleyebilir. Ancak hasta hissediyorken veya kalp rahatsızlığı varsa soğuk duş önerilmez.
Hayır. Kırmızı kapya biber, kivi, kuşburnu ve brokoli, porsiyon bazında portakaldan çok daha yüksek oranda C vitamini içerir.
Aşağıda yer alan randevu formunu doldurarak, bizimle iletişime geçebilirsiniz. Ekibimiz, randevu planlamanız hakkında en kısa zamanda sizinle iletişime geçecektir.